Balıkesir’de kritik branşlarda 36 uzman hekim olmak üzeri 117 sağlık personeli atandı yazısı ilk önce Sorgusuz Haber Sorgusuz.com | Bandırma Haber - Bandirmacom üzerinde ortaya çıktı.
]]>Kritik branşlarda uzman hekim kadroları güçlendi
Atama takvimi kapsamında; Çocuk Cerrahisinden Kalp ve Damar Cerrahisine, Kadın Hastalıkları ve Doğumdan Kardiyolojiye, Enfeksiyon Hastalıklarından Fizik Tedaviye, Göğüs Hastalıklarından Ruh Sağlığına kadar vatandaşlarımızın en çok ihtiyaç duyduğu birçok kritik branşa uzman hekim görevlendirildi. Balıkesir Atatürk Şehir Hastanesi olmak üzere; Edremit, Ayvalık, Bandırma, Burhaniye, Havran, Manyas, Bigadiç ve Dursunbey ilçelerindeki sağlık kuruluşları, göreve başlayacak yeni uzman doktorlarla birlikte çok daha güçlü bir hizmet yapısına kavuşacak.
Sağlıkta bir rahatlama hedefleyen süreç, sadece doktor atamalarıyla sınırlı kalmadı. Balıkesir genelindeki hastanelere; ebe, hemşire, eczacı, fizyoterapist, sağlık memuru ve sağlık teknikerlerinden oluşan 81 kişilik dev bir sağlık personeli kadrosu daha kazandırıldı. Bu takviyeyle birlikte hastanelerdeki iş yükü minimize edilecek, sağlık hizmetleri hız kazanacak ve hasta memnuniyeti en üst seviyeye çıkarılacak. Sağlık alanındaki bu büyük kazanımın Balıkesir için önemini vurgulayan Başkan Aydemir, “Vatandaşlarımızın; sağlık hizmetine ulaşırken zaman zaman zorlandığının birebir farkındayız. Eksikleri gidermek, aksayan yönleri süratle düzeltmek ve her bir vatandaşımızın hastanelerimizin kapısından girdiği andan itibaren en konforlu, en hızlı hizmeti almasını sağlamak için gece gündüz demeden çalışıyoruz. İlimize kazandırdığımız bu 117 yeni sağlık kahramanı, vatandaşımızın derdine derman olma irademizin en somut nişanesidir.”
“Hedefimiz: Kesintisiz, Engelsiz ve Ulaşılabilir Sağlık”
Yapılan atamaların basit bir personel takviyesinden ibaret olmadığını belirten Başkan AYdemir sözlerinin devamında, “Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın vizyoner liderliğinde yükselen “Sağlıkta Türkiye Yüzyılı” hedeflerinin Balıkesir’deki güçlü bir yansıması oldu. Türkiye Yüzyılı’nda hedefimiz nettir: İlimizde sağlık hizmetine ulaşamayan, derdine çare bulunmayan tek bir vatandaşımız dahi kalmayacak! Modern tıbbın tüm imkânlarını, güçlü ve dinamik yeni kadrolarla birleştirerek vatandaşlarımızın hizmetine sunuyoruz. Şehrimize atanan tüm hekimlerimize ve sağlık çalışanlarımıza ’Balıkesir’e hoş geldiniz’ diyor, görevlerinde muvaffakiyetler diliyorum. Tüm hemşehrilerimize hayırlı uğurlu olsun.”

Balıkesir’de kritik branşlarda 36 uzman hekim olmak üzeri 117 sağlık personeli atandı yazısı ilk önce Sorgusuz Haber Sorgusuz.com | Bandırma Haber - Bandirmacom üzerinde ortaya çıktı.
]]>Erdek’te uyuşturucu operasyonu: 2 tutuklama yazısı ilk önce Sorgusuz Haber Sorgusuz.com | Bandırma Haber - Bandirmacom üzerinde ortaya çıktı.
]]>Operasyon kapsamında araçta bulunan M.T.A. (31) ve A.S. (29) gözaltına alındı. Emniyetteki işlemlerinin tamamlanmasının ardından “Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde İmal ve Ticareti Yapmak” suçlamasıyla adliyeye sevk edilen 2 şüpheli, çıkarıldıkları mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi.
İl Emniyet Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada, uyuşturucuyla mücadelenin kararlılıkla sürdürüleceği bildirildi.

Erdek’te uyuşturucu operasyonu: 2 tutuklama yazısı ilk önce Sorgusuz Haber Sorgusuz.com | Bandırma Haber - Bandirmacom üzerinde ortaya çıktı.
]]>Balıkesir’de sağlık çalışanları sahilde çevre temizliği yaptı yazısı ilk önce Sorgusuz Haber Sorgusuz.com | Bandırma Haber - Bandirmacom üzerinde ortaya çıktı.
]]>
Balıkesir’de sağlık çalışanları sahilde çevre temizliği yaptı yazısı ilk önce Sorgusuz Haber Sorgusuz.com | Bandırma Haber - Bandirmacom üzerinde ortaya çıktı.
]]>Karesi’de ’Kanpanya’ ile eğitimciler kan bağışını yaptı yazısı ilk önce Sorgusuz Haber Sorgusuz.com | Bandırma Haber - Bandirmacom üzerinde ortaya çıktı.
]]>Anlamlı etkinliğe, İl Millî Eğitim Müdürü Selehattin Kal ve Karesi İlçe Millî Eğitim Müdürü Sami Günnü de katılarak destek verdi. Okul yönetiminin, öğretmenlerin ve velilerin yoğun ilgi gösterdiği kampanya, kan bağışının hayati önemine bir kez daha dikkat çekti.
İl Müdürü Kal’dan Gümüş Madalya yolunda 25. bağış
Kampanya kapsamında bizzat kan veren İl Millî Eğitim Müdürü Selehattin Kal, bu anlamlı günde 25. kez kan bağışında bulunarak herkese örnek oldu. Bağış sonrası açıklamalarda bulunan Kal, tüm vatandaşları bu konuda duyarlı olmaya davet etti.
Kan bağışlamanın sadece bir sosyal sorumluluk değil, aynı zamanda bir insanlık görevi olduğunu vurgulayan Müdür Kal, şunları kaydetti:
“Kan, kaynağı sadece insan olan ve yapay olarak üretilemeyen hayati bir sıvıdır. Bugün vereceğimiz bir ünite kan, yarın hiç tanımadığımız bir insanın, bir çocuğun ya da bir annenin hayatını kurtarabilir. ’Okulumda KANpanya Var’ diyerek bu bilinci minik kalplere ve ailelerine aşılayan okulumuza, Kızılay’ımıza ve destek veren tüm hemşerilerimize teşekkür ediyorum. Unutmayalım ki kan bağışı, kurtarılan hayatlar demektir.”
Karesi’de ’Kanpanya’ ile eğitimciler kan bağışını yaptı yazısı ilk önce Sorgusuz Haber Sorgusuz.com | Bandırma Haber - Bandirmacom üzerinde ortaya çıktı.
]]>Sağlık öğrencilerden kırsalda vatandaşlara ilk yardım etkinliği yazısı ilk önce Sorgusuz Haber Sorgusuz.com | Bandırma Haber - Bandirmacom üzerinde ortaya çıktı.
]]>Etkinlik kapsamında mahalle sakinlerine yönelik tansiyon ölçümü ve kan şekeri takibi yapıldı, temel ilk yardım uygulamaları hakkında bilgilendirmelerde bulunuldu. Gerçekleştirilen uygulamalarla birlikte sağlık farkındalığının artırılması ve bireylerin acil durumlara yönelik bilinç düzeyinin geliştirilmesi amaçlandı. Etkinlik boyunca özellikle kırsal bölgelerde sağlık farkındalığının artırılmasının önemine dikkat çekilirken, öğrenciler de hem mesleki deneyim kazanma hem de toplumla doğrudan temas kurma fırsatı buldu.
Topluluğun akademik danışmanı Öğr. Gör. Naciye Kaya, bu tür etkinliklerin Balıkesir genelinde sürdürüleceğini belirterek, gençlerin toplumla bütünleşmesinin ve sağlık farkındalığının artırılmasının büyük önem taşıdığını ifade etti. Kayalar mahalle sakinleri gerçekleştirilen çalışmadan duydukları memnuniyeti dile getirerek Balıkesir Üniversitesi öğrencilerine ve akademisyenlerine teşekkür etti.
Sağlık öğrencilerden kırsalda vatandaşlara ilk yardım etkinliği yazısı ilk önce Sorgusuz Haber Sorgusuz.com | Bandırma Haber - Bandirmacom üzerinde ortaya çıktı.
]]>Balıkesir’de Can Dost 18 bin sokak hayvanına sağlık hizmeti verdi yazısı ilk önce Sorgusuz Haber Sorgusuz.com | Bandırma Haber - Bandirmacom üzerinde ortaya çıktı.
]]>Balıkesir de 8 yıldır her gün farklı bir ilçede hayvanların sağlık taramaları ve tedavileri yapılırken uzman veteriner hekimler tarafından da parazit uygulaması, kuduz aşısı ve tedavileri gerçekleştiriliyor. Sokaklarda bakıma ve tedaviye muhtaç hayvanların daha konforlu ve sağlıklı yaşam sürmesini sağlamak amacıyla çalışmalarını sürdüren Can Dost’un dünkü durağı da Burhaniye oldu. Cumhuriyet Meydanında konuşlanan Can Dost 50 dolayında sokak kedisine tedavi ve aşılama hizmeti verdi. Veteriner Hekim Serhat Meşe ve Veteriner Sağlık Teknikeri Ahmet Başaranel’in görev yaptığı Can Dost, hayvan severlerin takdirini kazandı. Mobil hayvan bakım ve tedavi aracı Can Dost’un çalışmalarına devam edeceği açıklandı.
Balıkesir’de Can Dost 18 bin sokak hayvanına sağlık hizmeti verdi yazısı ilk önce Sorgusuz Haber Sorgusuz.com | Bandırma Haber - Bandirmacom üzerinde ortaya çıktı.
]]>Bandırma Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde yeni görevlendirme yazısı ilk önce Sorgusuz Haber Sorgusuz.com | Bandırma Haber - Bandirmacom üzerinde ortaya çıktı.
]]>Bandırma Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde yeni görevlendirme yazısı ilk önce Sorgusuz Haber Sorgusuz.com | Bandırma Haber - Bandirmacom üzerinde ortaya çıktı.
]]>BANÜ Rektörü İsmail Boz’un “Şımarık” Sözü Tepki Çekti: Dr. Canberk Mirza’dan Sert Yanıt yazısı ilk önce Sorgusuz Haber Sorgusuz.com | Bandırma Haber - Bandirmacom üzerinde ortaya çıktı.
]]>Dr. Mirza, hiçbir siyasi yapı ile bağının bulunmadığını ve şimdiye kadar polemik yaratmamak adına sessiz kaldığını belirterek, rektörlük tarafından yapılan açıklamaların ardından kamuoyunu doğru bilgilendirmek amacıyla açıklama yapma zorunluluğu doğduğunu söyledi. Mirza, Kasım 2024’te BANÜ Tıp Fakültesi’nde ilan edilen Dr. Öğretim Üyesi kadrosuna tüm şartları sağlayarak başvurduğunu ve liyakat esasına göre yerleştiğini belirtti. Kendisine 19 Şubat’ta sözlü olarak, 04 Mart 2025 tarihinde ise kesinleşen yönetim kurulu kararıyla yerleşmenin bildirildiğini aktardı.
Buna rağmen uzun süre yazılı tebligat gönderilmediğini, buna karşın iyi niyetli davranarak 30 Nisan 2025’te belgelerini kendi inisiyatifiyle üniversiteye teslim ettiğini ifade eden Mirza, 02 Mayıs 2025 tarihinde gönderilen yazıyla belgelerin geç iletildiği ve “kadroya ihtiyaç kalmadığı” gerekçesiyle atamasının yapılmadığını bildirdi. Açtığı davada mahkemenin yürütmeyi durdurma kararı verdiğini ve üniversitenin yaptığı itirazın reddedildiğini hatırlatan Mirza, mahkemenin tebligat eksikliğini ve gerekçelerin hukuken geçersiz olduğunu açıkça ortaya koyduğunu dile getirdi.
Kamuoyuna “6 ay göreve başlamadı” şeklinde yapılan açıklamaların gerçeği yansıtmadığını belirten Dr. Mirza, kararın kesinleşmesi ile iptal yazısı arasında iki aydan kısa süre bulunduğunu, ayrıca üniversite dışından yapılacak atamalarda Sağlık Bakanlığı onay sürecinin doğal olarak birkaç ay sürdüğünü söyledi. Mirza, hukuken haklı bulunmasına rağmen göreve başlasa dahi mesleğini sürdüremeyeceğinin kendisine bildirildiğini, bu nedenle göreve başlamamasının mesleki ve insani bir tercih olduğunu kaydetti.
Kendisi hakkında kullanılan ifadelerin kişisel itibarını zedelediğini belirten Dr. Canberk Mirza, “Ben bir hekimim ve bilim insanıyım. Yanlış beyanlara dayanarak bana ‘şımarık’ denmesini asla kabul etmiyorum.” dedi. Mirza, amacının tartışma yaratmak değil, yalnızca gerçeğin bilinmesini sağlamak olduğunu ifade ederek, yeni bir itibar zedeleyici söylem olması halinde yasal haklarını kullanacağını belirtti.
BANÜ Rektörü İsmail Boz’un “Şımarık” Sözü Tepki Çekti: Dr. Canberk Mirza’dan Sert Yanıt yazısı ilk önce Sorgusuz Haber Sorgusuz.com | Bandırma Haber - Bandirmacom üzerinde ortaya çıktı.
]]>Bandırma’nın Yetiştirdiği Başarılı Dr. Öğr. Üyesi Çağrı Emin Şahin’e Önemli Görev yazısı ilk önce Sorgusuz Haber Sorgusuz.com | Bandırma Haber - Bandirmacom üzerinde ortaya çıktı.
]]>Aşı ile önlenebilir hastalıklardan sürveyans sistemlerine, bağışıklama stratejilerinden saha epidemiyolojisine kadar geniş bir yelpazede çalışmalar yürüten Şahin, ayrıca uluslararası projelerde, gençlik hareketlerinde ve sağlık teknolojileri alanındaki AR-GE çalışmalarında da danışmanlık yaptı. Bilimsel yayınları, eğitimleri ve seminerleriyle sağlık profesyonellerinin yetişmesine katkı sunmayı sürdürüyor.
Eylül 2024 – Kasım 2025 döneminde İzleme ve Değerlendirme Daire Başkanlığı ile Sağlığın Teşviki Dairesi Başkan Vekilliği görevlerini yürüten Dr. Şahin, Kasım 2025 itibarıyla Sağlığın Geliştirilmesi Genel Müdür Yardımcısı olarak ülke çapında önemli projelere yön verecek.
Bandırma’nın adını ulusal ölçekte başarıyla temsil eden Dr. Öğr. Üyesi Çağrı Emin Şahin’i yeni görevi dolayısıyla tebrik ediyor, çalışmalarında başarılarının devamını diliyoruz.
Bandırma’nın Yetiştirdiği Başarılı Dr. Öğr. Üyesi Çağrı Emin Şahin’e Önemli Görev yazısı ilk önce Sorgusuz Haber Sorgusuz.com | Bandırma Haber - Bandirmacom üzerinde ortaya çıktı.
]]>Sağlık öğrencilerine ilk ders İl Sağlık Müdürü Çavdar’dan yazısı ilk önce Sorgusuz Haber Sorgusuz.com | Bandırma Haber - Bandirmacom üzerinde ortaya çıktı.
]]>Öğrencilerin görüş ve sorularını dinleyen Dr. Miraç Çavdar, sağlık yönetimi alanında kariyer gelişimi ve mesleki vizyonun güçlendirilmesine yönelik tavsiyelerde de bulundu.
Sağlık öğrencilerine ilk ders İl Sağlık Müdürü Çavdar’dan yazısı ilk önce Sorgusuz Haber Sorgusuz.com | Bandırma Haber - Bandirmacom üzerinde ortaya çıktı.
]]>Uzmanından uyarı! Tiroid nodülleri masum görünse de tehlike taşıyor! yazısı ilk önce Sorgusuz Haber Sorgusuz.com | Bandırma Haber - Bandirmacom üzerinde ortaya çıktı.
]]>GÖRÜLME SIKLIĞI VE RİSK FAKTÖRLERİ NELERDİR?
Dr. Oğuz, “50 yaşın üzerinde tiroid nodüllerinin görülme sıklığı artar. Kadınlarda erkeklere nazaran 4 kat daha sık görülür. Erkeklerde kanserleşebilme riski kadınlara nazaran 3 kat daha fazladır. İlki, kanser riski taşıyıp taşımadığıdır. İkinci olarak ses kısıklığı, nefes almada güçlük ve yutma güçlüğü gibi basıya bağlı semptom ve bulgulara yol açıp açmadığıdır. Son olarak tek veya çok sayıdaki nodüllerden bir veya birkaçının fazla çalışarak tiroid hormon seviyelerinde artışa yol açıp açmadığıdır. Kan tiroid hormon düzeylerinde yükseklik tespit edildiğinde mutlaka tıbbi tedavi ile hormon düzeyleri normal seviyelere getirilmeye çalışılmalıdır” dedi.
“YAŞA VE DURUMA GÖRE KANSERLEŞME RİSKİ”
Oğuz, ”20 yaş altında tespit edilen nodüllerde kanserleşebilme riski 3 – 4 kat daha yüksektir. 20 yaş altı ve orta yaş grubu hastalarda güvenle takip edilemeyeceği düşünülen çok sayıda nodüle sahip hastalarda cerrahi müdahale ön planda tutulmalıdır. Boyun bölgesine radyoterapi öyküsü olup çok sayıda nodülü olan hastalarda kanserleşebilme riski %40 seviyelerindedir. Bu yüzden boyuna radyoterapi öyküsü olan ve çok sayıda nodülü bulunan hastalarda da cerrahi müdahale ön planda tutulmalıdır” ifadelerini kullandı.
“BİYOPSİ SONUÇLARINA GÖRE YAKLAŞIM”
Prof. Dr. Serhat Oğuz, “İlk müracaat veya takipler esnasında ultrason eşliğinde yapılan biyopsi sonucunda şüpheli kanser riski ve/veya kanser tanısı konan hastalarda cerrahi müdahale uygulanır” dedi.
“AİLESEL YATKINLIK VE GENETİK TAŞIYICILIK”
Prof. Dr. Serhat Oğuz, “Ailesel yatkınlığı bulunan genetik taşıyıcılığa sahip hastalarda da kanserleşebilme riski yüksek olduğundan cerrahi müdahale düşünülmelidir” dedi.
“BASIYA BAĞLI SEMPTOM VE BULGULAR”
“Basıya bağlı semptom ve bulguları olan hastalarda cerrahi müdahale uygulanır. Hızlı büyüme gösterip ileri yaşlarda bası yapma ihtimali yüksek olan çok sayıda nodülü olan hastalarda da cerrahi ön planda düşünülmelidir” diyen Prof. Dr. Serhat Oğuz, “Nodüller hasta için ciddi psişik kaygı yaratıyor ve hasta takip için ikna edilemiyorsa yine cerrahi müdahale uygulanabilir” açıklamalarında bulundu.
Uzmanından uyarı! Tiroid nodülleri masum görünse de tehlike taşıyor! yazısı ilk önce Sorgusuz Haber Sorgusuz.com | Bandırma Haber - Bandirmacom üzerinde ortaya çıktı.
]]>Modern tıbbın açıklayamadığı gizem: Terminal Berraklık nedir? yazısı ilk önce Sorgusuz Haber Sorgusuz.com | Bandırma Haber - Bandirmacom üzerinde ortaya çıktı.
]]>“AĞIR NÖROLOJİK BOZUKLUKLARA SAHİP KİŞİLERDE GÖRÜLÜR”
Fındık, “Terminal berraklık, ölümüne kısa bir süre kala (genellikle saatler ya da günler öncesinde), zihinsel durumu bozulmuş veya bilinç bulanıklığı yaşayan hastaların aniden zihinsel netlik kazanması durumudur. Alzheimer, demans, şizofreni gibi ağır nörolojik bozukluklara sahip kişilerde bile bu olağanüstü durum görülebilir” ifadelerini kullanarak konu hakkında bilgilendirmelerde bulundu.
“MODERN TIPTA HALA AÇIKLANAMAMIŞTIR”
Fındık, “Bu fenomen, yıllardır hem doktorları hem de hasta yakınlarını şaşkınlık içinde bırakmaktadır. Aylarca konuşamayan ya da tanıyamayan bir kişi, ölümünden birkaç saat önce sevdikleriyle net bir şekilde konuşabilir, anlamlı cümleler kurabilir ve bazen vedalaşabilir. İşte bu, terminal berraklıktır. Terminal berraklık, modern tıpta hâlâ tam olarak açıklanamamış bir durumdur. Beyin hücreleri ciddi şekilde hasar görmüş bir kişinin, ölüme bu kadar yakınken zihinsel fonksiyonlarını nasıl bu kadar kısa sürede ve geçici olarak toparlayabildiği sorusu, araştırmacılar için bir muammadır. Oluşum mekanizmasına yönelik bazı varsayımlar bulunmaktadır. Bunlardan en kabul göreni, beyin ölmeden hemen önce bazı kimyasal maddelerde ani değişikliklere bağlı olabileceği düşünülmektedir” açıklamalarıyla terminal berraklığın açıklanamayan bir durum olduğunu anlattı.
Fındık son olarak, “Tıbbi açıklamaların ötesinde, terminal berraklık, sevdiklerini kaybetmek üzere olan insanlar için bir armağan gibidir. Birçok kişi, terminal berraklığı bir tür “vedalaşma hediyesi” olarak görür. Belki de zihnin ya da ruhun, fiziksel beden sona ermeden önce “tamamlanmak” için yaptığı son bir hamledir. Her ne kadar modern tıp bu durumu tam olarak açıklayamasa da, yaşayanlar için unutulmaz bir deneyimdir. Belki de ölüm, göründüğü kadar ani ve karanlık değil; belki de bir anlığına her şey çok netleşir. Ve ardından sessizce sona erer” ifadelerine yer verdi.
Modern tıbbın açıklayamadığı gizem: Terminal Berraklık nedir? yazısı ilk önce Sorgusuz Haber Sorgusuz.com | Bandırma Haber - Bandirmacom üzerinde ortaya çıktı.
]]>Uzmanlar uyarıyor: İltihap ağrıları sağlık sorunu çıkarabilir yazısı ilk önce Sorgusuz Haber Sorgusuz.com | Bandırma Haber - Bandirmacom üzerinde ortaya çıktı.
]]>Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Nilay Şahin, iltihabın pek çok kas-iskelet sistemi sorununa yol açarak insan sağlığını çok olumsuz yönde etkilediğini, yaşam kalitesini bozarak günlük yapılması gerek işlerin hastalar tarafından yapılamadığı için hayatın çok sıkıntılı hale geldiğini vurguladı.
Prof. Dr. Şahin, “Bazı iltihapların altından farklı hastalıklar çıkabilir”
Prof. Dr. Şahin, vücutta bazen kendiliğinden oluşan bazen de bir enfeksiyon ardından gelişen iltahabın büyük sıkıntılara sebebiyet verebileceğini belirterek, “Bazen iltahapların altından farklı romatolojik veya nörolojik hastalıklar çıkabiliyor. Bu nedenle öncelikle hastanın vücudunda neden iltahap olduğunu tespit etmeliyiz. İşte bu nedenle hastalığa erken dönemde müdahale etmek ve hastayı her yönüyle değendirerek tedaviye almak önemlidir. İltahapların çok çeşitli tedavi şekilleri vardır ve özellikle romatoloji, nöroloji, geriatri ve fizik tedavi gibi farklı branşların bazen ortak bir değerlendirme ile bu hastalığa yaklaşımı tedavi başarısını arttıracaktır” dedi. Ve söze şöyle devam etti “İşte bu düşüncelerle çıktığımız yolda Sağlık ve Bilim Derneği, Akademik Geriatri Derneği, Balıkesir Üniversitesi ve Sağlık Bilimleri Üniversitesi tarafından İstanbul’da düzenlenen ROG İnflamasyona ve Ağrıya Çok Yönlü Bakış Sempozyumu yaklaşık 200 katılımcı ile gerçekleştirdik”.
Sempozyum İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi Geriatri Anabilim Dalından Prof. Dr. Mehmet Akif Karan ve Balıkesir Üniversitesi Tıp Fakültesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Anabilim Dalından Prof Dr. Nilay Şahin tarafından gerçekleştirilmiştir. Kongre etkinlikleri; bilimsel oturumlar, paneller ve bildiri sunumlarından oluşmuştur. Alanında uzman genel dahiliye, geriatrist, fizik tedavi ve rehabilitasyon ve romatoloji uzmanları, akademisyenler ve asistanlar, sivil toplum kuruluşları, ilaç ve medikal firmalar sempozyumumuzda çeşitli düzeylerde katkı sağlamıştır.
Sempozyumumuzda gerçekleşen 20 bilimsel oturum ve 18 oturum başkanının moderatörlüğünde 30 konuşmacı sunumlarını gerçekleştirmiştir. Ayrıca 30 sözlü bildiri yer almıştır.
Sempozyumumuz kapsamında düzenlenen Kas İskelet Sistemi Mezoterapi Uygulamaları, Miyofasiyal Gevşetme Teknikleri, Ozon Tedavisinde Prensipler ve Ozon Uygulamaları, Kas İskelet Hastalıklarında Kök Hücre Uygulamaları, Teşhis ve Girişimsel Ultrasonografi, Botilinum Toksin Enjeksiyonları, Vertigo Tanı ve Tedavisi Kurslarına ile farklı 8 kurs yapılmıştır. Kurslarımız öncelikle teorik eğitim ardından pratik uygulamalar ile pekiştirilmiştir.

Uzmanlar uyarıyor: İltihap ağrıları sağlık sorunu çıkarabilir yazısı ilk önce Sorgusuz Haber Sorgusuz.com | Bandırma Haber - Bandirmacom üzerinde ortaya çıktı.
]]>Daha sağlıklı yaşamak için inciri kabuğu ile yiyin yazısı ilk önce Sorgusuz Haber Sorgusuz.com | Bandırma Haber - Bandirmacom üzerinde ortaya çıktı.
]]>İncirin kabuğuyla yenmesinin daha faydalı olduğunu belirten Durukan, “İncirin sütü cilde temas ettiğinde tahriş edebilir. Ancak bu madde saf bir proteindir ve tükürük tarafından parçalandığı için vücudumuza herhangi bir zarar vermez. Taze inciri yıkayıp kabuğuyla yemek hem bağırsak florası hem de çeşitli rahatsızlıklar açısından daha faydalıdır. Ficin, ağız yoluyla alındığında vücutta hiçbir yan etki ya da toksisite göstermemektedir” dedi.

Daha sağlıklı yaşamak için inciri kabuğu ile yiyin yazısı ilk önce Sorgusuz Haber Sorgusuz.com | Bandırma Haber - Bandirmacom üzerinde ortaya çıktı.
]]>Diyet değil tehlike! Su diyeti can alabilir… yazısı ilk önce Sorgusuz Haber Sorgusuz.com | Bandırma Haber - Bandirmacom üzerinde ortaya çıktı.
]]>KISA VADELİ ETKİLER YANILTICI
Nev Sağlık Grubu Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Diyetisyen Çağla Güngör, su diyetinin yalnızca su tüketmeye dayalı olduğunu belirterek, “Enerji içeren yiyecek ve içeceklerin tamamen kesildiği bu yöntem, aralıklı oruç ya da Ramazan ayında tutulan oruçtan farklıdır. Çünkü bu planda beslenme söz konusu değildir” dedi.
İlk 24 saatte glikojen depolarının boşaldığını ve tartıda hızlı bir düşüş görüldüğünü aktaran Güngör, bunun çoğunlukla su ve kas kaybı ile ilişkili olduğunu söyledi.
Güngör, “Hayat boyu sıfır kaloriyle devam edemezsiniz. Bu süreç kas kayıplarına, bazal metabolizmanın düşmesine ve ileri yaşlarda sarkopeniye yol açabilir” diye konuştu.
ÖLÜMCÜL RİSK
Güngör, uzun süreli açlığın ardından yeniden beslenmenin ölümcül olabileceğine de dikkat çekerek, “Refeeding Sendromu dediğimiz durumda, hızlı ve kontrolsüz beslenme hipofosfatemi, akut kalp yetmezliği ve solunum yetmezliği riskini beraberinde getirir” uyarısında bulundu.
AŞIRI SU TÜKETİMİ DE ZARARLI
Aşırı su tüketiminin de hiponatremi gibi hayati riskler doğurabileceğini ifade eden Güngör, “Düşük sodyum seviyeleri yaşamı tehdit eden tablolara yol açabilir. Ayrıca çok hızlı kilo kaybı safra taşı riskini artırır” dedi.
Diyetisyen Güngör, sağlıklı ve sürdürülebilir beslenme planlarının kişiye özel hazırlanması gerektiğinin altını çizerek, bireylerin bilinçsizce uygulanan şok diyetlerden uzak durmalarını tavsiye etti.
Diyet değil tehlike! Su diyeti can alabilir… yazısı ilk önce Sorgusuz Haber Sorgusuz.com | Bandırma Haber - Bandirmacom üzerinde ortaya çıktı.
]]>Uzmanından önemli uyarı: ‘Süre değil içerik daha önemli’ yazısı ilk önce Sorgusuz Haber Sorgusuz.com | Bandırma Haber - Bandirmacom üzerinde ortaya çıktı.
]]>“MESELE DOĞRU REHBERLİK SUNABİLMEK”
Deniz, “Çünkü internet artık yalnızca bir araç değil; oyun alanı, sosyalleşme mecrası, öğrenme kaynağı, hatta kimliklerini denedikleri bir sahne. Dolayısıyla onu tamamen yasaklamak gerçekçi değil, sınırsız bırakmak da ciddi riskler içeriyor. Burada mesele kontrol etmekten çok, doğru rehberlik sunabilmek” açıklamalarıyla ebeveynlere önemli uyarılarda bulundu.
“NEDENLERLE AÇIKLAMAK ÖNEMLİDİR”
Çocuklara kısıtlamaktan çok sınırlar koyularak anlamlandırılması gerektiğine değinen Deniz, “Öncelikle, internet kullanımında sınır koymak ama bu sınırları anlamlandırmak gerekir. Çocuğa yalnızca “günde şu kadar saat kullanabilirsin” demek yerine, “Çok uzun süre ekranda kalmak gözlerini yorabilir, uyku düzenini bozabilir, dikkatini toplamanı zorlaştırabilir” gibi nedenlerle açıklamak önemlidir. Çocuk, kuralı sadece bir yasak değil, kendi iyiliğini koruyan bir düzen olarak gördüğünde uyum sağlaması daha kolay olur.
Ergenlik döneminde gençler özgürlük ve kontrol konularına çok duyarlıdır. Bu nedenle tamamen yasaklandığında genellikle gizli kullanım yolları bulurlar. Bunun yerine, onlara sorumluluk verip süreci birlikte yönetmek daha sağlıklıdır. Mesela “Bir hafta ekran süreni kendin takip et, sonra birlikte konuşalım” demek, hem gencin kendi davranışını fark etmesini sağlar hem de aileyle iş birliğini güçlendirir” şeklinde konuştu.
“EBEVEYNLERİN YAPACAĞI EN SAĞLIKLI ŞEY İÇERİKLERİ MERAK EDEREK SORMAKTIR”
İnternet kullanım süresinden çok hangi içeriklerle vakit geçirildiğinin kontrol edilmesi gerektiğinin altını çizen Deniz, “Burada bir diğer önemli boyut da içerik kontrolüdür. Çünkü mesele yalnızca ne kadar süre internette kalındığı değil, o sürede hangi içeriklerle karşılaşıldığıdır. Özellikle şiddet, kumar, riskli sosyal medya akımları ya da olumsuz etkileşimlere maruz kalmak çocuk ve ergenler için uzun vadeli zararlar doğurabilir. Ebeveynlerin yapabileceği en sağlıklı şey, çocuğun ne izlediğini ya da hangi oyunları oynadığını merak ederek sormaktır. “Bana da gösterir misin?” gibi bir cümle hem ilişkiyi güçlendirir hem de kontrol sağlar. Bunun yanında yaşa uygun filtreler, ebeveyn kontrol uygulamaları ve güvenli internet ayarları da süreci destekleyen araçlardır. Ancak asıl güçlü olan şey, çocuğa eleştirel dijital okuryazarlıkkazandırmaktır. Yani gördüğü her bilginin doğru olmayabileceğini, manipülatif içeriklerin varlığını ve şiddet içeren paylaşımların etkilerini fark etmesini sağlamak. Çünkü bilinçlenen çocuk, yalnızca ebeveyn gözetiminde değil, tek başına kaldığında da kendini koruyabilir” ifadelerine yer verdi.
“İLGİ ALANLARINA YÖNLENDİRMELER YAPILABİLİR”
Deniz, “İnterneti sadece yasaklarla sınırlamak yerine, çocuk ve ergenlerin ilgi alanlarına uygun yönlendirmeler yapılabilir. Resme ilgisi varsa çevrimiçi çizim atölyeleri, müziğe merakı varsa dijital müzik platformları, bilim meraklısıysa belgeseller ya da eğitim uygulamalarıyla tanıştırmak çok faydalı olur. Böylece internet “sadece vakit öldürülen bir yer” değil, aynı zamanda bir keşif ve öğrenme alanına dönüşür.Ve belki de en önemlisi, ebeveynlerin kendi davranışı. Çocuğuna “telefonunu bırak” deyip kendisi sürekli ekranla meşgul olan bir ebeveyn inandırıcı olamaz. Çocuklar gördüklerini kopyalar. Yani örnek olmak, en güçlü yöntemlerden biridir” ifadelerini kullanarak ebeveynlere tavsiyelerde bulundu.
“KATI YASAKLARIN DELİNDİĞİNİ GÖRMEK KAÇINILMAZDIR”
Deniz, “Sonuç olarak, internet çocukların ve gençlerin hayatının içinde olacak, bundan kaçış yok. Mesele, onun neresinde duracağını onlarla birlikte öğrenmek. Katı yasakların bir noktada delindiğini görmek kaçınılmazdır ama güvenle kurulan sınırlar kalıcıdır. İnternet, çocuklar ve gençler için doğru rehberlikle kullanıldığında hem gelişimlerini destekler hem de onları geleceğin dijital dünyasına daha hazırlıklı kılar” açıklamalarında bulundu.
Uzmanından önemli uyarı: ‘Süre değil içerik daha önemli’ yazısı ilk önce Sorgusuz Haber Sorgusuz.com | Bandırma Haber - Bandirmacom üzerinde ortaya çıktı.
]]>Çocuklarda Obezite Alarmı: Her Dört Çocuktan Biri Risk Altında yazısı ilk önce Sorgusuz Haber Sorgusuz.com | Bandırma Haber - Bandirmacom üzerinde ortaya çıktı.
]]>Erken yaşta obezitenin birçok sağlık sorununu beraberinde getirdiğini belirten Güngör, “Çocuklarda insülin direnci, damar sağlığında bozulmalar, dislipidemi ve hipertansiyon riski artıyor. Ergenlikte hormonal düzensizlikler yaşanabiliyor. Fazla kilo eklem ve postür problemlerine de yol açıyor. Bu nedenle amaç sadece kilo vermek değil, yaşam tarzı ve beslenme alışkanlıklarını değiştirmek olmalı” dedi.
BESLENME ÖNERİLERİ
Çağla Güngör, sağlıklı bir beslenme düzeni için ailelere önerilerde bulunarak, “Günlük şeker tüketimi 2-18 yaş arası çocuklarda 6 çay kaşığını geçmemeli. Tabakların yarısı sebze, çeyreği protein, çeyreği tahıl grubu olmalı. Yemekler küçük tabaklarda ve ekransız şekilde yenmeli. Çocuğun doygunluk hissine saygı duyulmalı, tabağını bitirmesi için ısrar edilmemeli. Yiyecekler ödül ya da ceza aracı yapılmamalı. Evde abur cubur görünür yerlerde bulundurulmamalı, çocukların göz hizasında sağlıklı alternatifler olmalı” ifadelerini kullandı.
AİLEYE BÜYÜK GÖREV DÜŞÜYOR
Diyetisyen Güngör, obeziteyle mücadelede ailenin rolünün kritik olduğunu belirterek, “Çocuk yalnızca beslenme alışkanlıklarını değiştirmemeli, aile de yanlış alışkanlıklarını bırakmalı. Çünkü çocuklar, söylenenlerden çok gördüklerini uygular. Ekransız aile sofraları kurulmalı, atıştırmalıklar yerine meyve tercih edilmeli. Sofrada eleştirel dil kullanılmamalı, uyku düzeni korunmalı. Çocuğun reddettiği yiyecekler farklı formlarda denenmeli” dedi.
Çocuklarda Obezite Alarmı: Her Dört Çocuktan Biri Risk Altında yazısı ilk önce Sorgusuz Haber Sorgusuz.com | Bandırma Haber - Bandirmacom üzerinde ortaya çıktı.
]]>Safra kesesi taşları ciddi sindirim sistemi sorunlarına yol açabiliyor! yazısı ilk önce Sorgusuz Haber Sorgusuz.com | Bandırma Haber - Bandirmacom üzerinde ortaya çıktı.
]]>Dr. Güner, safra kesesi taşlarının basit gibi görünse de ihmal edilmemesi gerektiğini vurgulayarak, sessiz taşların zamanla iltihaplanma ve ciddi sindirim sistemi rahatsızlıklarına yol açabileceğini söyledi.
“Hazımsızlık, şişkinlik, gerginlik varsa dikkat!”
Doç. Dr. Güner, safra kesesi taşlarının ikiye ayrıldığını dile getirerek, “Sessiz taşlar, hastada hiçbir belirti oluşturmadan yalnızca rutin check-up sırasında tespit edilebiliyor. Sesli taşlarda ise hazımsızlık, şişkinlik, gerginlik, sağ üst kadranda ağrı gibi sindirim sistemi şikâyetleri görülüyor. Bu şikâyetlerle başvuran hastalarda yapılan tetkiklerde, safra kesesinde taş olduğu saptanabiliyor” dedi.
“Basit bir taş ciddi sorunlara yol açabiliyor”
Safra kesesi taşlarının basit gibi görünse de ihmal edilmemesi gerektiğini vurgulayan Güner, “Sessiz taşlar zamanla iltihaplanmaya yol açabilir. Bu durum, safra kesesinin ağız kısmının taşla tıkanması sonucu ortaya çıkar. İhmal edilen vakalar ciddi sindirim sistemi rahatsızlıklarına, hatta acil cerrahi gerektiren tablolara neden olabilir” ifadelerinde bulundu.
“Tedavi yöntemi nedir?”
Doç. Dr. Güner, safra kesesi taşı problemlerinin en etkili tedavisinin, safra kesesinin cerrahi olarak çıkarılması olduğunu ifade ederek, “Günümüzde bu ameliyatların yüzde 90’ından fazlası kapalı (laparoskopik) yöntemle gerçekleştiriliyor. Kapalı cerrahi yöntemi, hastanın iyileşme süresini kısaltıyor, hastanede kalış süresini azaltıyor ve günlük hayata dönüşü hızlandırıyor” dedi.
Safra kesesi taşları ciddi sindirim sistemi sorunlarına yol açabiliyor! yazısı ilk önce Sorgusuz Haber Sorgusuz.com | Bandırma Haber - Bandirmacom üzerinde ortaya çıktı.
]]>Uzmanından deprem uyarısı: “Psikolojik dayanıklılık depremden önce inşa edilir” yazısı ilk önce Sorgusuz Haber Sorgusuz.com | Bandırma Haber - Bandirmacom üzerinde ortaya çıktı.
]]>“Psikolojik dayanıklılık yalnızca depremden sonra değil, depremden önce de inşa edilir” diyen Deniz, deprem çantası hazırlamak, bina güvenliğini kontrol ettirmek, ailece tatbikat yapmak ve iletişim planı oluşturmanın çocuk ve gençlerde kontrol duygusunu güçlendirdiğini ifade etti. Deprem sonrası toparlanma sürecinde ise rutinlerin korunması, sevilen eşyalar ve tanıdık kişilerle vakit geçirilmesi, oyun, sanat ve spor gibi ifade alanlarının desteklenmesinin önemine değindi.
Her depremin bir iz bıraktığını ancak bu izin travmaya dönüşmesinin olayın şiddeti, hazırlık düzeyi ve sonrasında sağlanan güven ortamıyla ilişkili olduğunu vurgulayan Deniz, “Çocuklar ve gençler, destek gördüklerinde olağanüstü bir toparlanma kapasitesine sahiptir. Onlara güven veren bir ortam, hayat boyu taşıyacakları en güçlü temellerden biridir” dedi.
Uzmanından deprem uyarısı: “Psikolojik dayanıklılık depremden önce inşa edilir” yazısı ilk önce Sorgusuz Haber Sorgusuz.com | Bandırma Haber - Bandirmacom üzerinde ortaya çıktı.
]]>Bandırma’ya 700 yataklı yeni hastane projesi: “Sağlık mücadelesinin karşılık bulması için takipteyiz” yazısı ilk önce Sorgusuz Haber Sorgusuz.com | Bandırma Haber - Bandirmacom üzerinde ortaya çıktı.
]]>Açıklanan yeni projede Onkoloji Servisi, Nükleer Tıp Merkezi, İmmünoloji ve Hibrit Laboratuvar gibi birimlerin bulunmasının önemli olduğunu kaydeden Panç, “Bu gelişme umut vericidir ancak sadece bir başlangıçtır. İhalenin ne zaman yapılacağı, hangi alana inşa edileceği ve mevcut hastanenin akıbeti gibi konuların şeffaf şekilde paylaşılması gerekir. Sağlık ertelenemez, deprem beklemez” dedi.
Dr. Panç, 700 yataklı hastane kararının, halkın ve sağlık çalışanlarının verdiği mücadelenin bir sonucu olduğunu belirterek, “Bandırma halkı 250 yataklı projeyi kabul etmediğini gösterdi, sesini duyurdu. Şimdi sözlerin icraata dönüşmesini sağlamak hepimizin görevidir” ifadelerini kullandı.
Yeni hastane sürecinin Bandırma’nın gerçek ihtiyacına uygun şekilde ilerleyip ilerlemeyeceğini yakından takip edeceklerini söyleyen Panç, “Bandırma halkı sağlık hizmetlerinde ihmal edilecek bir ilçe değildir. Takipte kalacağız” dedi.
Bandırma’ya 700 yataklı yeni hastane projesi: “Sağlık mücadelesinin karşılık bulması için takipteyiz” yazısı ilk önce Sorgusuz Haber Sorgusuz.com | Bandırma Haber - Bandirmacom üzerinde ortaya çıktı.
]]>Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) nedir? yazısı ilk önce Sorgusuz Haber Sorgusuz.com | Bandırma Haber - Bandirmacom üzerinde ortaya çıktı.
]]>Özsoy, “İlk olarak Kırım’da, ardından Kongo’da tanımlanan virüsün aynı olduğu 1969 yılında ortaya konulmuş ve hastalık Kırım Kongo Kanamalı Ateşi olarak adlandırılmıştır. KKKA vakaları, kenelerin aktif olduğu bahar ve yaz aylarında görülmektedir. Ülkemizde ilk vaka 2002’de Tokat’ta saptanmış, hastalık en çok İç Anadolu’nun kuzeyi, Orta Karadeniz ve Doğu Anadolu’nun kuzeyinde yoğunlaşmıştır. Erzurum, Erzincan, Gümüşhane, Bayburt, Tokat, Yozgat, Sivas, Amasya, Çorum, Çankırı, Bolu, Kastamonu ve Karabük en sık görülen illerdendir. Hastalık genellikle Hyalomma marginatum türü kenelerin tutunmasıyla veya hasta/viremik hayvanların kan, doku ve vücut sıvılarına temasla bulaşır” dedi.
“TEDAVİ DESTEKLEYİCİ, AŞI ÇALIŞMALARI DEVAM EDİYOR”
Kuluçka süresinin genellikle 1-3 gün, en fazla 9 gün olduğunu belirten Özsoy, “Enfekte kan, vücut sıvısı ve dokularla temas sonrası bu süre 5-6 gün, en fazla 13 gün olabilir. Hastalığın özel bir tedavisi yoktur, tedavi destekleyicidir. Etkinliği kanıtlanmış bir aşı veya spesifik ilaç bulunmamaktadır. Ülkemizde aşı geliştirme çalışmaları sürmektedir” dedi.
“2025’TE ŞU ANA KADAR 8 VAKA, 1 ÖLÜM”
Sağlık Bakanlığı’nın hastalık kontrol çalışmalarını sürdürdüğünü vurgulayan Özsoy, “KKKA, her yıl Nisan-Ekim arasında görülür, Haziran-Temmuz’da en yüksek seviyeye çıkar. Ölüm oranı yüzde 4-5 civarındadır. 2009’da 1.318 vaka ile en yüksek sayı kaydedilmiştir. 2017’de 343 vaka tespit edilmiş olsa da hastalık halen önemini korumaktadır. 2025’te şu ana kadar biri ölümcül olmak üzere 8 vaka saptanmıştır” diye konuştu.
“KENE NE KADAR ERKEN ÇIKARILIRSA RİSK AZALIR”
Özsoy, korunma yöntemleri hakkında şu bilgileri verdi:
“Tarla, bağ, bahçe, orman ve piknik gibi kene riskinin yüksek olduğu alanlara giderken vücudu örten giysiler giyilmeli, pantolon paçaları çorap içine sokulmalı, açık renkli kıyafetler tercih edilmelidir. Dönüşte vücutta (kulak arkası, koltuk altı, kasık, diz arkası vb.) kene kontrolü yapılmalı, tutunan kene çıplak elle dokunmadan uygun bir malzeme ile çıkarılmalıdır. Çıkarılamıyorsa en yakın sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.”
BUNLARA DİKKAT!
Hastalığın hayvanlarda belirti göstermeden seyrettiğini hatırlatan Özsoy, hayvanların kan, vücut sıvısı ve dokularına çıplak elle temas edilmemesi gerektiğini, hasta kişilerin kan ve vücut sıvılarıyla temas edenlerin ise eldiven, önlük, maske gibi koruyucu önlemler alması gerektiğini vurguladı. Kene tutunan kişilerin 10 gün boyunca belirtiler açısından kendini izlemesi, şüpheli durumda derhal sağlık kuruluşuna başvurması gerektiğini belirtti. Kenelerin kesinlikle çıplak elle öldürülmemesi, patlatılmaması, üzerine sigara basılmaması veya kimyasal madde dökülmemesi gerektiğini ifade etti.
Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) nedir? yazısı ilk önce Sorgusuz Haber Sorgusuz.com | Bandırma Haber - Bandirmacom üzerinde ortaya çıktı.
]]>Gençleri sanal kumara iten tehlike: “Bir tıkla başlayan çöküş” yazısı ilk önce Sorgusuz Haber Sorgusuz.com | Bandırma Haber - Bandirmacom üzerinde ortaya çıktı.
]]>Bağımlılıktan kurtulmanın yalnızca davranışı bırakmakla sınırlı olmadığını belirten Deniz, bu davranışa yol açan duygusal ve düşünsel tetikleyicilerin de ele alınması gerektiğini söyledi. Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT), destek grupları ve aile terapisinin tedavi sürecinde etkili olduğunu kaydeden Deniz, gençlerin gerçek bağlar ve başarılarla desteklenmesi gerektiğinin altını çizdi.
Gençleri sanal kumara iten tehlike: “Bir tıkla başlayan çöküş” yazısı ilk önce Sorgusuz Haber Sorgusuz.com | Bandırma Haber - Bandirmacom üzerinde ortaya çıktı.
]]>Balıkesir’de sağlık filosu güçlendi: Bandırma, Altıeylül ve Burhaniye’ye 4 yeni ambulans yazısı ilk önce Sorgusuz Haber Sorgusuz.com | Bandırma Haber - Bandirmacom üzerinde ortaya çıktı.
]]>Teslim törenine İl Sağlık Müdürü Dr. Miraç Çavdar, AK Parti Balıkesir İl Başkanı Mehmet Aydemir, kurum amirleri ve sağlık personelleri katıldı. İl Sağlık Müdürü Çavdar, yeni ambulansların Balıkesir’e hayırlı olmasını dileyerek tüm sağlık çalışanlarına kazasız görev temennisinde bulundu.
Balıkesir’de sağlık filosu güçlendi: Bandırma, Altıeylül ve Burhaniye’ye 4 yeni ambulans yazısı ilk önce Sorgusuz Haber Sorgusuz.com | Bandırma Haber - Bandirmacom üzerinde ortaya çıktı.
]]>Balıkesir’de obezite cerrahi uygulama merkezi açıldı yazısı ilk önce Sorgusuz Haber Sorgusuz.com | Bandırma Haber - Bandirmacom üzerinde ortaya çıktı.
]]>Doç. Dr. Ferhat Çay, merkezin kuruluşuna ilişkin yaptığı açıklamada şunları kaydetti:
“Obezite Cerrahisi Merkezimiz, hem akademik hem de klinik açıdan büyük bir vizyonun ürünüdür. Obezite, günümüzde sadece estetik değil, aynı zamanda ciddi sağlık sorunlarına yol açan global bir halk sağlığı problemidir. Biz bu sorunu çok boyutlu ele alan, bilimsel temele dayalı ve etik ilkelerle çalışan bir merkez kurduk. Kurduğumuz bu merkez, sadece Balıkesir’e değil; Türkiye’nin dört bir yanına ve yurt dışından gelen hastalarımıza da güvenli ve yüksek standartlarda tedavi sunmaktadır. Hastalarımız, alanında uzman bir ekip tarafından multidisipliner yaklaşımla değerlendirilmekte; ameliyat öncesi ve sonrası süreç titizlikle planlanmaktadır” Cerrahi başarının sadece teknik bir müdahaleyle sınırlı olmadığına dikkat çeken Doç. Dr. Ferhat Çay; “Merkezimizde diyetisyen, psikolog ve egzersiz danışmanlarının da dahil olduğu bütüncül bir yaklaşım benimsiyoruz. Amacımız, hastalarımıza sadece kilo verdirmek değil, kalıcı ve sağlıklı bir yaşam tarzı kazandırmak. Balıkesir Üniversitesi Hastanesinde ilk obezite cerrahisi yaptığımız 2019 yılından bugüne binlerce hastamızı şifa ile taburcu ettik.”
Obezite Cerrahisi Merkezinin sağlık turizmine de katkı sağladığını ifade eden Doç. Dr. Ferhat Çay, “Yurt dışından gelen hastalarımızın tedavileri için Balıkesir Üniversitesini tercih etmesi, bu alandaki uluslararası güvenin de bir göstergesidir. Bu vesileyle başta rektörümüz Prof. Dr. Yücel Oğurlu ile Üniversite yönetimimize, en üst düzey teknik ve teknolojik alt yapı imkanlarını sağladığı için hastanemiz Başhekimi Doç. Dr. Bahadır Çağlar ile ekibine ve Genel Cerrahi alanında Balıkesir’de birçok ilke imza atılan kliniğimizin Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Murat Başbuğ’a teşekkür ediyorum. Tüm bu çalışmalar, Balıkesir Üniversitesinin akademik gücü ve sağlık hizmetlerindeki yüksek kalitesiyle birleşerek, ülkemize örnek bir merkez kazandırmıştır. Merkezimizde Prof. Dr. Murat Başbuğ ile birlikte hem hastalarımıza şifa dağıtmayı hem de genç cerrahlara nitelikli eğitim imkânı sunmayı sürdüreceğiz” şeklinde konuştu.
Balıkesir’de obezite cerrahi uygulama merkezi açıldı yazısı ilk önce Sorgusuz Haber Sorgusuz.com | Bandırma Haber - Bandirmacom üzerinde ortaya çıktı.
]]>Zayıflama çaylarına uzman uyarısı: “Doğal” etiketi aldatmasın yazısı ilk önce Sorgusuz Haber Sorgusuz.com | Bandırma Haber - Bandirmacom üzerinde ortaya çıktı.
]]>Uyarıcı maddeler olan kafein ve guarana gibi bileşenlerin ise çarpıntı, kaygı bozuklukları ve uyku problemleri gibi yan etkiler oluşturabileceği belirtildi. Uzmanlar, bu tür ürünlerin sık ve uzun süreli kullanımının elektrolit dengesizlikleri, dehidrasyon, karaciğer toksisitesi ve böbrek fonksiyonlarında azalmaya yol açabileceğini ifade ediyor.
Zayıflama çaylarının metabolizmayı hızlandırmak yerine bağırsak hareketlerini artırdığına işaret eden Diyetisyen Güngör, bu durumun bağırsak florasını bozarak sindirim problemleri yaratabileceğini, uzun vadede ise psikolojik ve fizyolojik bağımlılık oluşturabileceğini belirtti. Kalıcı kilo kaybı için yağ dokusunun azalması gerektiğini hatırlatan Güngör, su kaybının sağlıklı bir zayıflama yöntemi olmadığını vurguladı.
Uzmanlar, “doğal” ifadesinin bir ürünün zararsız olduğu anlamına gelmediğini hatırlatarak, bu tür ürünlerin mutlaka hekim ya da diyetisyen kontrolünde kullanılması gerektiğini belirtiyor.
Zayıflama çaylarına uzman uyarısı: “Doğal” etiketi aldatmasın yazısı ilk önce Sorgusuz Haber Sorgusuz.com | Bandırma Haber - Bandirmacom üzerinde ortaya çıktı.
]]>Havuzda enfeksiyon riskine dikkat! yazısı ilk önce Sorgusuz Haber Sorgusuz.com | Bandırma Haber - Bandirmacom üzerinde ortaya çıktı.
]]>Nev Sağlık Grubu Kadın Hastalıkları ve Doğum bölümünden Op. Dr. Neşe Solak, özellikle vajinal enfeksiyonlar açısından risk barındıran bu ortamlarla ilgili açıklamalarda bulundu.
“Islak mayo ile uzun süre kalmayın”
Dr. Solak, “Havuz sonrası ıslak mayo ile uzun süre kalmak, vajinal flora dengesini bozarak mantar ve bakteriyel enfeksiyon riskini artırır. Bu nedenle havuzdan çıkar çıkmaz mayo değiştirilmeli ve genital bölge iyice kurulanmalıdır. Nemli ve havasız ortamlar, mikroorganizmaların çoğalması için uygun zemini oluşturur” dedi.
“Klor oranı yetersiz havuzlara dikkat!”
Havuz hijyeninin kişisel önlemler kadar önemli olduğuna dikkat çeken Solak, “Klor seviyesi uygun olmayan, düzenli temizliği yapılmayan havuzlar, çeşitli mikroorganizmaların yayılması için risk taşır. Bu durum; mantar enfeksiyonları, idrar yolu enfeksiyonları, vajinit ve daha birçok soruna yol açabilir. Özellikle kapalı havuzlarda bu risk daha da artar. Tercih edilen havuzların, Sağlık Bakanlığı onaylı ve denetimli tesisler olması büyük önem taşıyor” ifadelerini kullandı.
“Ortak eşya kullanımından kaçının”
Dr. Neşe Solak, havuzlarda ortak kullanılan eşyaların da enfeksiyon yayılmasında etkili olduğunu belirterek şunları söyledi: “Havlu, terlik, oturma minderi gibi kişisel eşyaların ortak kullanımı kesinlikle önerilmez. Kişinin kendi havlusunu ve terliğini getirmesi hem cilt hem de genital enfeksiyonların önüne geçmek açısından koruyucudur. Ayrıca havuz kenarındaki oturma alanları da nemli ve mikroplarla temas etmiş olabilir; bu nedenle direkt temas yerine havlu sererek oturmak daha sağlıklı bir tercih olur.”
“Hamile kadınlar daha dikkatli olmalı”
Hamilelerin bağışıklık sistemlerinin daha hassas olduğunu hatırlatan Solak, “Gebelik döneminde bağışıklık daha zayıf çalışır. Bu durum, anne adaylarını enfeksiyonlara karşı daha savunmasız hale getirir. Hamileler mümkün olduğunca deniz tercih etmeli; havuza gireceklerse temizliğinden emin olunan, az kalabalık tesisleri seçmelidir. Ayrıca sudan çıktıktan sonra kurulanma ve mayo değişimi ihmal edilmemelidir” dedi.
“Genital bölge temizliği nasıl olmalı?”
Genital hijyenin yanlış uygulanmasının da enfeksiyon riskini artırdığını söyleyen Solak, “Kadınlar, havuzdan çıktıktan sonra genital bölgeyi sadece su ile yıkamalı, sabun veya parfümlü temizleyicilerden kaçınmalıdır. Bu ürünler, vajinanın doğal asit dengesini bozarak koruyucu bakterilerin azalmasına neden olabilir. Kurulama işlemi de hassas bir havlu ile, nazikçe yapılmalıdır” diye konuştu.
“Belirtiler ortaya çıkarsa zaman kaybetmeyin”
Havuz sonrası kaşıntı, akıntı, kötü koku, yanma veya idrarda rahatsızlık gibi belirtiler oluşması durumunda mutlaka bir uzmana başvurulması gerektiğini de vurgulayan Solak, “Basit bir mantar enfeksiyonu zamanında tedavi edilmezse daha ciddi sağlık sorunlarına dönüşebilir. Bu yüzden erken tanı ve tedavi çok önemlidir” şeklinde konuştu.
Havuzda enfeksiyon riskine dikkat! yazısı ilk önce Sorgusuz Haber Sorgusuz.com | Bandırma Haber - Bandirmacom üzerinde ortaya çıktı.
]]>Alzheimer tedavisinde umut veren gelişme: SUL-238’in Faz 1 sonuçları açıklandı yazısı ilk önce Sorgusuz Haber Sorgusuz.com | Bandırma Haber - Bandirmacom üzerinde ortaya çıktı.
]]>Toplam 53 sağlıklı gönüllü üzerinde gerçekleştirilen Faz 1 çalışmasında 50–2000 mg aralığındaki tekli dozların uygun farmakokinetik özellikler gösterdiği ve yüksek BOS geçişi sağladığı ifade edildi. Bu bulgular, SUL-238’in Alzheimer ve benzeri hastalıkların ileri klinik aşamalarında değerlendirilmesi için güçlü bir aday olduğunu ortaya koydu.
GEN Yönetim Kurulu Başkanı Abidin Gülmüş, “Bu umut verici klinik araştırma sonuçları, Alzheimer hastalığının biyolojisini hedef alan tedaviler geliştirme misyonumuzda önemli bir adım niteliğindedir.” dedi.
GEN Ar-Ge ve Klinik Operasyonlar Genel Müdür Yardımcısı Uzm. Dr. Nadir Ulu ise, “Mükemmel güvenlilik profili, yüksek BOS geçişi ve güçlü preklinik veriler ışığında SUL-238, Alzheimer da dahil olmak üzere birçok nörodejeneratif hastalık için umut verici bir aday olarak öne çıkmaktadır. Yakın zaman içinde SUL-238 ile Faz 2 ve Faz 3 klinik araştırmalarımıza başlayacağımız için oldukça heyecanlıyız.” ifadelerini kullandı.
SUL-238’in mitokondri fonksiyonunu hedef alarak Alzheimer, kardiyovasküler, renal hastalıklar ve yaşlanmaya bağlı bozukluklarda iyileştirici etkiler sağladığı belirtilirken, Faz 2 ve Faz 3 çalışmaları için hazırlıkların sürdüğü bildirildi.
GEN, yenilikçi ilaç geliştirme faaliyetlerini güçlü Ar-Ge altyapısı ve uluslararası iş birlikleriyle sürdürmeye devam ediyor.
Alzheimer tedavisinde umut veren gelişme: SUL-238’in Faz 1 sonuçları açıklandı yazısı ilk önce Sorgusuz Haber Sorgusuz.com | Bandırma Haber - Bandirmacom üzerinde ortaya çıktı.
]]>Kendimizi iyi hissediyor muyuz? yazısı ilk önce Sorgusuz Haber Sorgusuz.com | Bandırma Haber - Bandirmacom üzerinde ortaya çıktı.
]]>“İYİ HİSSETMEK ZORUNDA DEĞİLİZ”
Günümüzde birçok kişi “iyi hissetme” zorunluluğu altında ezildiğini söyleyen NEV Esentepe Hastanesi’nden Klinik Psikolog Helin Ezgi Deniz, “İyi misin?” Bu soru bazen dostça, bazen otomatik bir refleks gibi hayatımıza yerleşmiş durumda. Ama asıl mesele şu: Neye göre iyi? Kime göre? Sosyal medya paylaşımları, kişisel gelişim dünyası, motivasyon sloganları… Her şey bizden sürekli güçlü, pozitif ve ayakta olmamızı bekliyor. Peki ya üzgünsek? Yorgunsak? Kafamız karışıksa? O zaman ne yapacağız?
Ben bir klinik psikoloğum ve danışanlarımın çoğu terapiye “kendimi artık iyi hissetmek istiyorum” diyerek başlıyor. Ama çoğu zaman terapinin ilk durağı iyi hissetmek değil; ne hissettiğini anlamaya, tanımaya çalışmak oluyor.
“HER DUYGUNUN BİR ANLAMI VAR”
Duygularımızın ister neşe, ister öfke, ister utanç olsun rastgele ortaya çıkmayacağını ifade eden Klinik Psikolog Helin Ezgi Deniz, “Her biri bir mesaj taşır. Kaygı bize bir belirsizliğin içinde olduğumuzu söyler. Öfke çoğunlukla sınırlarımızın aşıldığına işaret eder. Üzüntü bir kaybı, bir vedayı, bir eksilmeyi fısıldar. Ama çoğumuz bu duyguları hemen “düzeltmeye”, “geçirmeye” çalışırız. Sanki hissetmek başlı başına bir bozuklukmuş gibi. Oysa iyi olmak demek, her zaman mutlu, huzurlu, dengede olmak demek değildir. İnsan olmak; inişli çıkışlı, çelişkili ve geçici hallerin içinde yol alabilmektir. Zaman zaman kaybolup sonra yeniden kendini bulmaktır.
“TOKSİK İYİMSERLİK: GÜLÜMSE GEÇER Mİ?”
Bu noktada bir kavramdan bahsetmek gerekiyor. Bu da toksik iyimserlik.
Yani her şeyin olumlu yanını görmeye çalışmak, her duyguyu “çözmeye” kalkmak. “Boşver, üzülme”, “Olumlu düşün, geçer”, “Her şey bir sebeple olur” gibi cümleler ilk bakışta destekleyici gibi görünse de aslında kişinin yaşadığı duyguyu geçersizleştirir. Bu da bireyi yalnızlaştırır. Çünkü insanın ihtiyacı olan şey çoğu zaman çözüm değil, anlaşılmaktır. Bir düşünün. En son kötü hissettiğinizde birinin sadece sizi dinlemesine, duygunuzu onaylamasına ne kadar ihtiyaç duydunuz?
DUYGULARLA KALABİLMEK!
Terapide sıkça söylediğimiz bir şey vardır: “Bir duyguyu yaşamadan dönüştüremezsiniz.” Yani öfkeyi bastırmak, kaygıyı yok saymak, üzüntüyü hemen geçirmeye çalışmak yalnızca o duyguyu daha derinlere iter. Oysa o duyguyla kalabilmek belki sadece bir beş dakika onu tanımamıza, anlamlandırmamıza ve zamanla daha sağlıklı şekilde yönetmemize yardımcı olur. İşte bu farkındalık, asıl dönüşümün başladığı yerdir. Duygu regülasyonu, yani duygularımızı tanıyıp onlara uygun tepkiler verebilme becerisi, ruh sağlığının temel taşlarından biridir. Bu beceri doğuştan gelen bir yetenek değil; zamanla, deneyimle ve ilişkilerle gelişen bir süreçtir. Regülasyondemek, duyguları bastırmak ya da yok saymak demek değildir aksine, duyguların farkına varmak, onları tanımak ve neye ihtiyaç duyduğumuzu anlayarak kendimize iyi gelecek yolları seçebilmektir. Bazen bu, derin bir nefes almak olabilir; bazen bir arkadaşla konuşmak, bazen de sadece duygunun gelip geçmesine izin vermek… Herkesin duygularla kurduğu ilişki kendine özgüdür ve regülasyon, bu ilişkide kendimize şefkatle eşlik edebilmeyi öğrenmektir.
“HER ZAMAN MUTLU OLMAK ZORUNDA DEĞİLSİNİZ”
Yaşamın içinde zorluklar olacak. Hayal kırıklıkları, kayıplar, belirsizlikler… Ama bu, sizin hasta, yetersiz ya da bozuk olduğunuz anlamına gelmez. Bu, insan olduğunuz anlamına gelir. Psikolojik sağlamlık, hep güçlü kalmak değil; düştüğünüzde yeniden kalkabilme esnekliğidir. Ve çoğu zaman bu esneklik, duygularınızı bastırarak değil, onlara yer açarak gelişir.Kendinizi kötü hissettiğinizde bunu düzeltmek zorunda değilsiniz. Sadece orada ne olduğunu anlamaya çalışın. İşte o zaman, iyi olmak artık bir hedef değil; bir sonuç olur” ifadelerine yer verdi.
Kendimizi iyi hissediyor muyuz? yazısı ilk önce Sorgusuz Haber Sorgusuz.com | Bandırma Haber - Bandirmacom üzerinde ortaya çıktı.
]]>Uzman isim çocukları o salgından korumanın yollarını açıkladı! yazısı ilk önce Sorgusuz Haber Sorgusuz.com | Bandırma Haber - Bandirmacom üzerinde ortaya çıktı.
]]>Nev Sağlık Grubu’ndan Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Mustafa Konur, bu durumun en yaygın nedeninin “gastroenterit” olarak bilinen bağırsak enfeksiyonları olduğunu belirtti.
Özellikle bağışıklık sistemi henüz gelişimini tamamlamamış bebek ve küçük çocukların bu tür enfeksiyonlara karşı daha savunmasız olduğunu vurguladı.
Dr. Konur, bağırsak enfeksiyonlarının en sık virüs kaynaklı olduğunu söyleyerek, “Rota virüsü, Norovirüs, Adenovirüs ve Astrovirüs çocuklarda en yaygın kusma ve ishal nedenidir” dedi. Ayrıca Salmonella, Shigella, Campylobacter, E. coli gibi bakterilerin de özellikle iyi pişmemiş ya da hijyenik olmayan gıdalarla bulaşabileceğini ifade etti. Uzun süren ishal vakalarında ise Giardia lamblia gibi parazitlerin etkili olabileceğini aktardı.
Dr. Mustafa Konur, enfeksiyonlara bağlı kusma ve ishalin ciddi sıvı kaybına (dehidratasyon) yol açabileceğini belirterek, “Çocuklarda sıvı kaybı çok hızlı gelişebilir. Ağız kuruluğu, göz çöküklüğü, idrar miktarında azalma, halsizlik gibi belirtiler varsa mutlaka hekime başvurulmalı. Özellikle yaz aylarında bu risk daha da artıyor” dedi.
Dr. Konur, yaz aylarında hijyen kurallarına daha fazla özen gösterilmesi gerektiğini belirterek, “Kusma ve ishal belirtileri başladığında ‘geçer’ denilerek beklenmemeli, özellikle su kaybı belirtileri ciddiye alınmalı. Gerekirse vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulmalı” dedi.
Uzman isim çocukları o salgından korumanın yollarını açıkladı! yazısı ilk önce Sorgusuz Haber Sorgusuz.com | Bandırma Haber - Bandirmacom üzerinde ortaya çıktı.
]]>Depresyon her geçen gün artmaya devam ediyor! yazısı ilk önce Sorgusuz Haber Sorgusuz.com | Bandırma Haber - Bandirmacom üzerinde ortaya çıktı.
]]>NEV Esentepe Hastanesi’nden Klinik Psikolog Helin Ezgi Deniz, depresyon hakkında önemli açıklamalarda bulundu.
“PANDEMİ SONRASI DEPRESYON ARTIŞ GÖSTERDİ”
Son yıllarda yalnızca Türkiye genelinde değil, büyükşehir statüsündeki kentlerde de depresyonun artış gösterdiğini dile getiren NEV Esentepe Hastanesi’nden Klinik Psikolog Helin Ezgi Deniz, “Bunu yalnızca ruh sağlığı profesyonelleri olarak bizler değil, toplumun her kesiminden insanlar da artık fark ediyor. Gittikçe daha çok kişi, ‘bir şeyler yolunda değil’ diyerek psikolojik destek arayışına giriyor. Ve bu farkındalık artışı aslında başlı başına çok kıymetli bir gelişme. Özellikle pandemi sonrası süreçte depresyona yönelik başvuruların arttığını gözlemliyoruz. Bu yalnızca bireysel bir durum değil, aynı zamanda toplumsal bir dalga. Çünkü ekonomik belirsizlikler, iş güvencesizliği, kentleşmenin yarattığı sosyal izolasyon ve ailevi yükler insanların dayanıklılığını yavaş yavaş aşındırıyor. Gençler arasında ise üniversite ve iş bulma kaygısı, yalnızlık, sosyal medya kaynaklı değersizlik hissi ciddi bir risk faktörü haline gelmiş durumda. Depresyonu sadece ‘kendini üzgün hissetmek’ olarak değil, bir işlevsellik kaybı olarak tanımlıyoruz: İşe gitmek zorlaşıyor, sosyal ilişkiler sönümleniyor, hayattan alınan tat azalmaya başlıyor. Ve kişi, bunu çoğu zaman önce bedeniyle anlatıyor: uyuyamıyor, sabahları yorgun kalkıyor, iştahı bozuluyor, sürekli başı ağrıyor ama nedenini bilmiyor” dedi.
“TEDAVİYLE ANLAMLI ÖLÇÜDE İYİLEŞME SAĞLANABİLİR”
Belirtilerin kişiden kişiye değiştiğini de söyleyen Klinik Psikolog Helin Ezgi Deniz, “Günlük hayattan zevk almama, yorgunluk, motivasyon eksikliği, konsantrasyon güçlüğü, umutsuzluk, suçluluk hissi, bazen de yaşamı sonlandırma düşünceleri… Bu belirtiler iki haftadan uzun sürüyorsa ve kişinin iş, okul, aile yaşantısını etkilemeye başlamışsa, bu artık sadece bir “moral bozukluğu” değil; profesyonel destek gerektiren bir depresif bozukluktur. Tedaviye gelince… Elbette çözüm var ve bu çok önemli. Depresyon tedavi edilebilir bir rahatsızlık. Ancak doğru tedaviye ulaşmak ve kişinin içsel motivasyonunu yakalayabilmek kritik. Genellikle Bilişsel Davranışçı Terapi başta olmak üzere psikoterapi yöntemleriyle çok olumlu sonuçlar alıyoruz. Bazı vakalarda antidepresan ilaç tedavisi süreci destekleyebiliyor. Ancak burada bir yanlış algıya da değinmek isterim: İlaç, çözümün kendisi değil; zihinsel dengeyi toparlamaya yardımcı olan bir destekleyicidir. Asıl iyileşme, kişinin kendini yeniden duyması, duygularına alan açması ve içsel kaynaklarını harekete geçirmesiyle başlar.
Bursa’da özel klinikler, üniversite hastaneleri ve belediyelerin sunduğu danışmanlık hizmetleri sayesinde artık daha fazla kişi psikolojik destek alabiliyor. Bu erişilebilirliğin artması, ruh sağlığı üzerindeki toplumsal tabu duvarlarını yavaş yavaş kırıyor. Eskiden terapiye gitmek bir tabu olarak görülürdü; bugün ise bu, kişinin kendine yatırım yaptığının bir göstergesi. Sonuç olarak, depresyon, yaygınlığı giderek artan ve işlevselliği ciddi biçimde etkileyebilen bir klinik tablodur. Tedaviyle anlamlı ölçüde iyileşme sağlanabilir. Ancak bu süreçte bireylerin yalnız olmadığını bilmeleri, destek sistemlerine erişebilmeleri ve damgalanma korkusu yaşamadan yardım arayabilmeleri gerekir. Toplumun bu yöndeki duyarlılığı ne kadar gelişirse, ruh sağlığı alanındaki iyileşme de o kadar köklü olacaktır” ifadelerine yer verdi.
Depresyon her geçen gün artmaya devam ediyor! yazısı ilk önce Sorgusuz Haber Sorgusuz.com | Bandırma Haber - Bandirmacom üzerinde ortaya çıktı.
]]>Kabus geri mi dönüyor? Yeni varyantlar ortaya çıktı yazısı ilk önce Sorgusuz Haber Sorgusuz.com | Bandırma Haber - Bandirmacom üzerinde ortaya çıktı.
]]>Yeni varyantlar ortaya çıkarken, Türkiye’de şu anda varyant analizi yapılmıyor.
Ancak Avrupa’daki tespitlere göre şu sıralarda “Stratus” ve “Nimbus” varyantları etkili olurken, yaz mevsiminin de etkisiyle birçok kişide bağırsak enfeksiyonlarıyla birlikte görülüyor.
“VAKALARDA ARTIŞ OLDUĞUNU GÖZLEMLEMEKTEYİZ”
Konuya ilişkin konuşan enfeksiyon hastalıkları uzmanı Prof. Dr. İftihar Köksal, “Yaz ayına girmemize rağmen hazirandan bu yana artış var. Önce çocuk hastalarda ve bağışıklık sistemi baskılanmış kişilerde fazla sayıda görmeye başladık. Ama şimdi artık bağışıklık sisteminden bağımsız olarak yaştan bağımsız olarak vakalarda artış olduğunu gözlemlemekteyiz.” dedi.
“HASTALARDAKİ BELİRTİLER FARKLILIK GÖSTERİYOR”
“Bazı vakalarda ishalle ve halsizlikle, ateşle ortaya çıkarken, bazı vakalarda solunum yolu semptomlarının boğazda gıcıklanma, hafif öksürük, hafif ateş gibi belirtilerin ön planda olduğunu görüyoruz.” diyen Köksal, şunları söyledi:
“Demek ki ortamda tek bir varyant yok.
Birden fazla varyant dolaşıyor ki hastalardaki belirtiler farklılık gösteriyor.”
“AYRIMINI YAPMAK HER ZAMAN MÜMKÜN OLMUYOR”
“Her yaz olduğu gibi gastroenterit yani bağırsak enfeksiyonları da sık görülüyor. Öyle ki bazı hastalarda iki hastalığın belirtileri karışabiliyor.” diyen Köksal, şunları kaydetti:
“Yaz ayındayız. Dışarıda gıda tüketimi fazla soğuk su içme, dondurma gibi ya da dış ortamda iyi yıkanmamış sebzelerin yenmesi de gastroenterit yaptığı için vakalarda karışıklığa yol açabiliyor.
Covid mi yoksa gastroenterit vakasıyla mı karşı karşıyayız. Bunun ayrımını her zaman yapmak mümkün olmuyor.”
KALABALIK ORTAMLARA DİKKAT
Öte yandan corona virüsten korunmak için özellikle ileri yaş grubunun ve kronik hastalıkları olanların kalabalık ortamlarda daha dikkatli olması öneriliyor.
Kabus geri mi dönüyor? Yeni varyantlar ortaya çıktı yazısı ilk önce Sorgusuz Haber Sorgusuz.com | Bandırma Haber - Bandirmacom üzerinde ortaya çıktı.
]]>Özel hastanelerde çalışan doktorlara yeni statü: SSK’lı hekim dönemi başlıyor yazısı ilk önce Sorgusuz Haber Sorgusuz.com | Bandırma Haber - Bandirmacom üzerinde ortaya çıktı.
]]>SGK Uzmanı İsa Karakaş, Türkiye Gazetesi’nde kaleme aldığı yazısında, 2015 yılında yapılan düzenleme ile özel hastanelerde çalışan hekimlerin serbest meslek erbabı sayıldığını ve bu nedenle Bağ-Kur kapsamında çalışmaya zorlandığını hatırlatarak, bu uygulamanın özel sağlık kuruluşlarına vergi ve tazminat yükünden kaçınma fırsatı sunduğunu, buna karşılık hekimleri sosyal güvencesizlik ve iş güvencesi kaybı ile karşı karşıya bıraktığını vurguladı.
Sağlık Bakanlığı’nın Meclis gündemine getirdiği yeni yasa teklifine göre, tabip, diş tabibi ve uzman hekimlerin sadece iki sağlık kuruluşunda ve SSK (4A) kapsamında çalışmasına izin verilecek. Böylece sağlık hizmetlerinde fonksiyonel bütünlük ve ülke genelinde dengeli bir planlama sağlanması hedefleniyor. Yeni sistem, hem sağlık hizmetlerinin kalitesini artırmayı hem de denetlenebilirliği güçlendirmeyi amaçlıyor.
Yeni düzenleme ile birlikte Bağ-Kur sistemine tabi olan doktorların büyük kısmı SSK statüsüne geçerek daha az prim günüyle emeklilik hakkına sahip olacak. Özellikle EYT kapsamında bulunan, ancak 9000 gün prim şartını tamamlayamayan hekimler için bu düzenleme erken emeklilik yolunu açacak. Ayrıca doktorlar, İş Kanunu’ndan doğan yıllık izin, kıdem tazminatı, resmi tatil hakları gibi sosyal güvencelere de yeniden kavuşacak.
İsa Karakaş, “Bu düzenleme hem sağlık sektöründe yıllardır süren sosyal güvenlik karmaşasını sona erdirecek hem de doktorların daha güvenceli bir çalışma hayatına geçmesini sağlayacak. Ayrıca, fatura kesen doktorların statüsüyle ilgili denetim sorunlarını da ortadan kaldıracak” değerlendirmesinde bulundu.
Özel hastanelerde çalışan doktorlara yeni statü: SSK’lı hekim dönemi başlıyor yazısı ilk önce Sorgusuz Haber Sorgusuz.com | Bandırma Haber - Bandirmacom üzerinde ortaya çıktı.
]]>Meclis’te ortaya çıkan salgın Türkiye geneline yayıldı yazısı ilk önce Sorgusuz Haber Sorgusuz.com | Bandırma Haber - Bandirmacom üzerinde ortaya çıktı.
]]>Salgına sebep olan etkenin henüz netlik kazanmadığını belirten Dr. Nehir, “Pek çok vekilimiz bu salgından etkilendi. O gün ben de rahatsızlandım. Ancak şu anda Ankara genelinde durumu açıklayabilecek net bir laboratuvar sonucu bulunmamaktadır. Şebeke suyu analizlerinin vatandaşlarla şeffaf şekilde paylaşılması büyük önem taşımaktadır” dedi.
Yüksek sıcaklıkların da hastalık riskini artırdığına dikkat çeken Nehir, “Yaz aylarında hijyen kurallarına azami dikkat edilmesi gerekiyor. Sebze ve meyvelerin iyi yıkanması, şebeke sularının doğrudan içilmemesi, açıkta satılan yiyeceklerden uzak durulması önemli. Ayrıca park, havuz gibi ortak kullanım alanlarında da tedbirli olunmalı” ifadelerini kullandı.
Vatandaşlara şebeke suyunun kaynatılarak tüketilmesini öneren Nehir, salgının nedenine ilişkin resmi kurumlarca yapılacak açıklamaların beklenildiğini belirtti.
Meclis’te ortaya çıkan salgın Türkiye geneline yayıldı yazısı ilk önce Sorgusuz Haber Sorgusuz.com | Bandırma Haber - Bandirmacom üzerinde ortaya çıktı.
]]>Güneş kremi kullanırken nelere dikkat edilmeli? yazısı ilk önce Sorgusuz Haber Sorgusuz.com | Bandırma Haber - Bandirmacom üzerinde ortaya çıktı.
]]>GÜNEŞ KREMİ NEDEN GEREKLİDİR?
Nev FSM Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Aycan Özden Sezgin, güneş ışınlarının yaşam için gerekli olsa da cilt üzerinde tehlikeli sonuçlara yol açabileceğini belirterek, “Ultraviyole (UV) ışınları cilt yaşlanmasını hızlandırır, lekelenmelere neden olur ve en önemlisi cilt kanseri riskini artırır. Güneş kremi, bu zararlı ışınlara karşı cildi koruyan etkili bir savunma aracıdır. Güneş koruyucular, sadece yazın değil, yılın her döneminde cilt sağlığını korumak adına kullanılmalıdır. Düzenli kullanım, ciltteki kırışıklıkları ve lekelenmeleri azaltır. Özellikle çocukluk döneminde güneşe fazla maruz kalınması, ilerleyen yaşlarda oluşabilecek cilt sorunlarının temelini oluşturur. Bu nedenle erken yaşta güneş kremi kullanımı alışkanlık haline getirilmelidir” diye konuştu.
GÜNEŞ KREMİ NASIL KULLANILMALI?
Dermatolog Dr. Aycan Özden Sezgin, güneş koruyucuların yalnızca deniz ya da havuz tatillerinde değil, gündelik yaşamda da uygulanması gerektiğine dikkat çekerek, “Güneşe çıkmadan yaklaşık 20-30 dakika önce, açıkta kalan tüm cilt yüzeylerine eşit şekilde ve yeterli miktarda sürülmelidir. Ortalama bir yetişkinin vücudu için yaklaşık 2 yemek kaşığı (30 ml) krem yeterlidir. Etkin koruma sağlayabilmesi adına güneş kreminin her 2-3 saatte bir yenilenmesi, özellikle yüzme, terleme ya da havluyla silinme gibi durumlar sonrasında tekrar uygulanması gerekir. Güneş sonrası cilt yüksek ısıya maruz kaldığı için yatıştırıcı ürünlerle desteklenmelidir. Aloe vera içeren nemlendiriciler bu noktada fayda sağlar. Ayrıca bol su tüketimi ile vücudun nem dengesi korunmalıdır. Dışarı çıkılacaksa, güneş sonrası dahi olsa tekrar güneş kremi uygulanması unutulmamalıdır” ifadelerini kullandı.
GÜNEŞ KREMİ NEREDEN ALINMALI?
Güneş kremi alışverişinde dikkat edilmesi gereken noktaları da paylaşan Dr. Aycan Özden Sezgin, “Güneş koruyucular, marketlerde ya da internet sitelerinde de satılmakla birlikte, en güvenli alışverişin eczanelerden yapılması gerekir. Eczanelerde satılan ürünler genellikle dermatolojik testlerden geçmiş ve saklama koşulları açısından daha kontrollü ürünlerdir. İnternetten yapılan alışverişlerde sahte ürün ya da etkisiz koruyucularla karşılaşma riski bulunmaktadır. Ayrıca her bireyin cilt tipi farklı olduğu için, yağlı, kuru, hassas ya da akneye yatkın ciltlere özel ürün seçimi oldukça önemlidir. Bu nedenle, dermatolog tavsiyesiyle cilt tipine uygun güneş kremi tercih edilmelidir. Bu yaklaşım, güneşten korunmada etkinliği artıracaktır” açıklamasında bulundu.
Güneş kremi kullanırken nelere dikkat edilmeli? yazısı ilk önce Sorgusuz Haber Sorgusuz.com | Bandırma Haber - Bandirmacom üzerinde ortaya çıktı.
]]>Velilere uzman uyarısı: Okul öncesi dönemde dikkat edilmesi gerekenler yazısı ilk önce Sorgusuz Haber Sorgusuz.com | Bandırma Haber - Bandirmacom üzerinde ortaya çıktı.
]]>Uzmanlar, bu dönemde çocukların kalabalık ortamlarda enfeksiyonlara karşı daha savunmasız hale gelebileceğini vurgularken, Dr. Mustafa Konur da miniklerin bağışıklığını destekleyecek önerilerini Bursada Bugün’e anlattı.
1. Sağlıklı beslenme en temel adım
Çocukların bağışıklık sistemlerinin güçlü kalabilmesi için mevsim sebze ve meyveleriyle beslenmeleri gerektiğini ifade eden Dr. Konur, protein, demir, çinko ve omega-3 açısından zengin bir diyet uygulanması gerektiğine dikkat çekti. “Günde 3 ana, 2-3 ara öğün düzeniyle sağlıklı beslenme alışkanlığı kazandırmak şart” dedi.
2. Uyku, doğal bağışıklık desteği
Okul öncesi yaş grubundaki çocukların günde ortalama 10-12 saat kaliteli uyku uyuması gerektiğini belirten Konur, “Uyku sürecinde bağışıklık hücreleri yenilenir ve bu, çocukları hastalıklara karşı daha dayanıklı hale getirir” açıklamasında bulundu.
3. Hareketli yaşam bağışıklığı destekler
Fiziksel aktivitenin bağışıklık sistemini güçlendirdiğini söyleyen Dr. Konur, “Açık havada geçirilen zaman D vitamini üretimini destekler. Düzenli egzersiz, bağışıklık hücrelerini daha etkili hale getirir” şeklinde konuştu.
4. El yıkama alışkanlığı hastalıklardan korur
Temizlik alışkanlıklarının küçük yaşta kazandırılmasının önemini vurgulayan Konur, “Yemekten önce, tuvaletten sonra ve okuldan geldikten sonra ellerin sabunla yıkanması sağlanmalı. Bu küçük alışkanlık, pek çok hastalığı önlemeye yardımcı olabilir” dedi.
5. Aşı takvimi eksiksiz takip edilmeli
Yaşa uygun aşıların tamamlanmasının önemine değinen Konur, “Aileler, çocuklarının aşı takvimini düzenli olarak kontrol etmeli. Aşılar, bulaşıcı hastalıklara karşı en güçlü koruma kalkanıdır” ifadelerini kullandı.
6. Takviye ürünler mutlaka doktor kontrolünde olmalı
D vitamini, probiyotikler ya da balık yağı gibi takviyelerin ancak hekim önerisiyle kullanılması gerektiğini belirten Dr. Konur, “Her çocuğun ihtiyacı farklıdır. Takviye kullanımı mutlaka uzman kontrolünde yapılmalıdır” uyarısında bulundu.
Dr. Mustafa Konur, okula başlama döneminin yalnızca fiziksel değil, aynı zamanda psikolojik olarak da desteklenmesi gerektiğine dikkat çekerek, “Bağışıklık sistemi güçlü olan çocuklar okula daha kolay uyum sağlar ve eğitim sürecinde daha başarılı olur. Bu nedenle ailelerin bilinçli ve dikkatli davranması büyük önem taşıyor” dedi.
Velilere uzman uyarısı: Okul öncesi dönemde dikkat edilmesi gerekenler yazısı ilk önce Sorgusuz Haber Sorgusuz.com | Bandırma Haber - Bandirmacom üzerinde ortaya çıktı.
]]>“Gönen Buram Buram Ne Kokuyor Sayın Palaz?” yazısı ilk önce Sorgusuz Haber Sorgusuz.com | Bandırma Haber - Bandirmacom üzerinde ortaya çıktı.
]]>Yani halkın zaten yıllardır şikayet ettiği, nefes almakta zorlandığı kokunun dozu artırılıyor.
Yani Gönen’in havası daha da ağırlaşacak.
Yani birileri kazanç elde ederken, Gönenliler burnunu tıkamaya devam edecek.
Peki, bu karara kim itiraz etti?
Kimin sesi çıktı?
Halk adına, çevre adına kim konuştu?
Cevap basit: Hiç kimse.
Ama asıl utanç verici olan ne biliyor musunuz?
Belediye Başkanı İbrahim Palaz’ın sosyal medya paylaşımı:
“Gönen buram buram lavanta koksun istedik.”
Sayın Palaz, halkla dalga mı geçiyorsunuz?
Lavantayı kime gösteriyorsunuz?
Gönen Çayı simsiyah akarken, biyogaz kokusu kenti sarmışken, halk penceresini açamazken…
Siz lavanta tarlasının önünde poz veriyorsunuz.
Bu bir “algı yönetimi” değil, tam anlamıyla bir gerçeklikten kopuş.
Gönen’in kokusunu değiştirmek istiyorsanız önce o tesislerin çevresinde bir tur atın.
O çayın başında beş dakika durun.
O mahallelerde bir gün geçirin.
Sonra tekrar sorun kendinize:
Gönen buram buram ne kokuyor?
Kapasite artırımıyla ilgili bir itirazınız oldu mu, halkı bilgilendirdiniz mi, meclise taşıdınız mı?
Yoksa “Aman ben bulaşmayayım, sessiz kalayım” siyasetiyle günü mü kurtardınız?
Sayın Başkan, artık lavantayla değil, tavırla konuşma zamanı.
Gönen halkı kokuyu unutmaz.
Unutmayın: Bu şehir artık lavanta değil, hesap soran bir halk kokuyor.
Gönen Belediyesi’nde işler artık sadece kötü yönetilmiyor, aynı zamanda halkın aklıyla da açıkça dalga geçiliyor.
Basın Daire Müdürü koltuğuna oturtulan Serkan Sungur’un paylaşımlarına bakınca bu çok net görülüyor.
Sayın Sungur, siz kimin adına konuşuyorsunuz?
Kimden yetki aldınız da Gönen halkına sanki her şey güllük gülistanlıkmış gibi mesajlar veriyorsunuz?
Bir kent lavanta kokmuyorsa, onu kokuyormuş gibi göstermek basın faaliyeti değil, algı operasyonudur.
Çayın kokusunu, tesislerin yaydığı ağır havayı görmezden gelip; üç lavanta fidesiyle sosyal medyada “pembe tablo” çizen bir anlayış artık kimseyi inandıramıyor.
Ve bir not daha size Sayın Sungur:
Yapay zekaya metin yazdırmakla iletişim yürütülmez.
Yapay zeka halkın öfkesini, sokağın gerçeğini, çayın kokusunu, nefes alamayan çocukların halini anlamaz.
Anlayamadığı için de yazdıklarınız halkta karşılık bulmaz.
Çünkü bu halk sahicilik ister, samimiyet ister, irade ister.
Ama siz ne yapıyorsunuz?
Suni kokularla, sahte tebessümlerle, hazır metinlerle Gönen’in kaderine makyaj yapmaya çalışıyorsunuz.
Oysa gerçekler, lavanta kadar hızlı büyümez ama kökleri daha derindir.
Ve o köklerden yükselen ses artık şunu söylüyor:
“Gönen halkı artık kandırılmak istemiyor!”
Sayın Sungur, o koltuk bir sosyal medya operatörlüğü değil, halkla güven inşa etme yeridir.
Ve ne yazık ki, siz her paylaşımınızda o güveni biraz daha yerle bir ediyorsunuz.
Gökhan DAĞLI
“Gönen Buram Buram Ne Kokuyor Sayın Palaz?” yazısı ilk önce Sorgusuz Haber Sorgusuz.com | Bandırma Haber - Bandirmacom üzerinde ortaya çıktı.
]]>Uzmandan Uyarı: Sık Yapılan Boyun Kütletme Felçle Sonuçlanabilir yazısı ilk önce Sorgusuz Haber Sorgusuz.com | Bandırma Haber - Bandirmacom üzerinde ortaya çıktı.
]]>Boyun kütletmenin, omurlar arasındaki küçük eklemlerin ani hareket ettirilmesiyle çıkan “çıt” sesiyle oluştuğunu ifade eden Dr. Fındık, bu sesin eklem sıvısında oluşan gaz kabarcıklarının aniden patlamasından kaynaklandığını belirtti. Fındık, “Ara sıra ve kendiliğinden yapılan boyun kütletmeleri genellikle zararsızdır. Ancak sık ve zorlayarak yapılan kütletmeler, boyun eklemlerine ve bağ dokularına zarar verebilir. Ani ve sert hareketler, sinirlere baskı yaparak kollarda uyuşmaya neden olabilir. Hatta bu hareketler damar hasarı oluşturarak ani felçle sonuçlanabilir.” dedi.
Nev Esentepe Hastanesi’nde görev yapan Dr. Damla Fındık, boyun kütletme alışkanlığının bazı bireylerde boyun kaslarında kronik ağrılara yol açabildiğini de ifade ederek, vatandaşların bu tür uygulamalardan kaçınması ve şikâyet durumunda mutlaka uzman bir hekime başvurması gerektiğini vurguladı.
Uzmandan Uyarı: Sık Yapılan Boyun Kütletme Felçle Sonuçlanabilir yazısı ilk önce Sorgusuz Haber Sorgusuz.com | Bandırma Haber - Bandirmacom üzerinde ortaya çıktı.
]]>Sağlık raporlarında yeni dönem: Ödeme ve başvuru şartları belli oldu yazısı ilk önce Sorgusuz Haber Sorgusuz.com | Bandırma Haber - Bandirmacom üzerinde ortaya çıktı.
]]>SAĞLIK RAPORU ALMAK İÇİN BAŞVURU NASIL YAPILIR?
Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, vatandaşların isteğe bağlı rapor alımını kolaylaştıracak bir sistem devreye sokuldu. Rapor talebi için ilk adım, “işlem kodu” oluşturmak olacak. Bu kod, üç farklı yolla alınabilecek: e-Devlet bilgileriyle “https://sbos.saglik.gov.tr” adresinden çevrim içi başvuru, cep telefonundan 2023’e T.C. kimlik numarası ve rapor türü yazarak kısa mesaj gönderme (örnek: 12345678901 sürücü), ya da doğrudan aile hekimine başvurarak fiziki işlem kodu edinme.
SAĞLIK RAPORU ÖDEMESİ NASIL YAPILIR?
İşlem kodu alındıktan sonra ödeme işlemi aynı site üzerinden kredi kartı ile veya Bakanlık hesaplarına havale/EFT yöntemiyle yapılabilecek. Muayenenin ardından oluşturulan e-Raporlar, ödeme tamamlandıktan sonra e-Nabız ve e-Devlet üzerinden görüntülenip ilgili kurumlarla paylaşılabilecek.
Ayrıca, kişi aile hekimi tarafından daha üst basamak bir sağlık kuruluşuna yönlendirilirse veya işlem kodu alındıktan sonra 5 iş günü içinde rapor düzenlenmezse, yapılan ödeme sistem tarafından otomatik olarak iade edilecek.
Sağlık raporlarında yeni dönem: Ödeme ve başvuru şartları belli oldu yazısı ilk önce Sorgusuz Haber Sorgusuz.com | Bandırma Haber - Bandirmacom üzerinde ortaya çıktı.
]]>Milyonlarca kişiyi ilgilendiren gelişme! Sağlık Bakanlığı açıkladı! yazısı ilk önce Sorgusuz Haber Sorgusuz.com | Bandırma Haber - Bandirmacom üzerinde ortaya çıktı.
]]>Sağlık Bakanlığı’nın 2015 yılında hizmete aldığı dijital sağlık platformu e-Nabız ile tüm vatandaşlar, laboratuvar tahlilleri, radyolojik görüntüleri, kullanılan reçete ve ilaç bilgileri, optik reçeteleri, acil durum bilgileri, konulmuş teşhis, verilmiş her türlü rapor gibi muayene ve tedavilerine ait her tür detaylı bilgiyi içeren sağlık geçmişlerine cep telefonlarından, tabletlerinden ya da bilgisayarlarından 7 gün 24 saat erişebiliyor.
Belirlediği kurallar çerçevesinde bu bilgilerin tümünü ya da bir kısmını istediği süre kadar hekimleri ya da yakınlarıyla paylaşabilme imkanı olan vatandaşlar, kendi e-Nabız profilini İngilizce, Almanca, Fransızca, Arapça ve Rusça dil seçenekleri olmak üzere 5 farklı dilde de görüntüleyebiliyor. e-Nabız üzerinden randevu alıp, kemik iliği-kan bağışı ve organ bağışı beyanı da yapılabiliyor. Giyilebilir teknolojilerin entegre edilebildiği e-Nabız profiline vatandaşlar, akıllı bileklikleri ya da kablosuz özellikli şeker, tansiyon gibi cihazlardan elde ettikleri sağlık bilgilerini kaydedebiliyor.
SALGIN VE AFETLE MÜCADELEDE ETKİN ROL OYNADI
Koronavirüs sürecinde salgınla dijital mücadelede de aktif rol oynayan e-Nabız’da koronavirüs vakalarının numune sonuçları, izlem bilgileri yer aldı. 2023 yılında yaşanan Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat depremlerinin ardından da depremden sonra yakınlarının hangi hastanede olduğunu bulamayanlar için e-Nabız üzerinde aktifleştirilen ‘Doğal Afet Bilgilendirme’ sekmesine, ‘Fotoğrafla sorgulama’ özelliği eklendi. TÜBİTAK’ın geliştirdiği yazılımla, Sağlık Bakanlığı ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın koordineli olarak yürüttüğü çalışmayla, dijital sağlık platformu e-Nabız’da aktif hale getirilen bu özellik sayesinde, vatandaşlar, birinci ve ikinci derece yakınlarının hangi sağlık kuruluşunda olduğunu uygulama üzerinden fotoğraflarını da yükleyerek öğrenebildi.
YENİ GÜNCELLEME
Dijital sağlık platformu e-Nabız, son olarak 10 Haziran’da yeni tasarımıyla güncellendi. Bu sayede e-Nabız, vatandaşın profilindeki bilgilere hızla ulaşabildiği, kullanımı kolay ve erişimi rahat modüler bir yapıda kurgulandı. e-Nabız’a artık mobil üzerinden ‘Biyometrik Giriş’ yöntemi aracılığıyla parmak izi veya yüz tanıma seçenekleri kullanılarak giriş yapılacak. ‘Reçetelerim’ alanındaki karekod aracılığıyla TC Kimlik Numarası ve reçete için çıkan kodun eczacıyla paylaşılması ile eczanelerden ilaç satın alınabilecek, geçmişte randevu alınan hekimden ilave bilgi girişi olmadan tekrar randevu alınabilecek. Ayrıca ‘Bizden haberler’ sekmesinde Sağlık Bakanlığı’nın güncel çalışmaları görüntülenebilecek. Güncellemeyle birçok yeni özellik getirilen dijital sağlık platformu e-Nabız’ın kullanıcı sayısı da 78,5 milyona ulaştı.
Milyonlarca kişiyi ilgilendiren gelişme! Sağlık Bakanlığı açıkladı! yazısı ilk önce Sorgusuz Haber Sorgusuz.com | Bandırma Haber - Bandirmacom üzerinde ortaya çıktı.
]]>Eti Maden Fabrikası’ndaki Yoğun Duman Korkuttu: Arıza 5 Dakikada Giderildi yazısı ilk önce Sorgusuz Haber Sorgusuz.com | Bandırma Haber - Bandirmacom üzerinde ortaya çıktı.
]]>Topuz, arızanın kısa sürede giderildiğini belirterek, durumun kontrol altına alındığını ve üretim sürecinin güvenli bir şekilde devam ettiğini vurguladı.
Eti Maden Fabrikası’ndaki Yoğun Duman Korkuttu: Arıza 5 Dakikada Giderildi yazısı ilk önce Sorgusuz Haber Sorgusuz.com | Bandırma Haber - Bandirmacom üzerinde ortaya çıktı.
]]>